HAVA DURUMU

Ankara
İstanbul
İzmir
Kaynak: Meteroloji Genel Müdürlüğü

 

   DÖVİZ

Para ve piyasalar için ayrıntılı bilgi...

 

TÜRKİYE'DE SİVİL TOPLUMA BAKIŞ

Türkçe'de kullanılan sivil sözcüğü, Latince "civis" kökünden türetilmiştir ve "yurttaş veya kenttaş" anlamına gelir. Sivil toplum ise, yine Fransızca'daki "societe civile" den gelmektedir. İnsanların yaşadıkları topluma karşı sosyal sorumluluk içinde olması ve bu sorumluluğu örgütlenerek etkin kılma çabaları giderek önem kazanmaktadır.Günümüzde gelişmiş toplumların yapısında bu sivil örgütlenmenin izleri, etkileri görülmektedir.Bu örgütleri demokrasilerin sosyal sigortası olarak ta algılamak mümkündür. Kamu sektörünün yetersiz kaldığı alanlarda topluma hizmet götürmek amacıyla ortak hedefe yönelmiş insanlar tarafından kurulan, kar amacı gütmeyen yapılar sivil toplum kuruluşlarıdır. Bu kuruluşlardan oluşan sektör üçüncü sektördür.Her şeyi devletten beklemek veya sadece kişisel çıkar sağlamak için çalışmak yerine bireysel çaba göstererek inandığı konuda topluma yararlı olmak çabası tarih boyunca hep gündemde olmuştur.Tarihsel olarak Türk toplumu bu konuda geniş deneyime sahiptir. STK'ların toplumsal hayatın bütün alanlarıyla ilişkisinin tarihi, Türkiye için çok karmaşık ve uzun bir süreç olmuştur. Dünya Bankası'nın "Türkiye'de STK'lar" konusunda hazırladığı raporda (1997) belirtildiği gibi, Türkiye'de sivil toplum, gönüllülük kavramı ile birlikte gelişmiştir. Bu, Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluş yıllarına kadar uzanan ve neredeyse 700 yılı kapsayan bir süreçtir. Osmanlı, Selçuklu ve Cumhuriyet dönemlerinde, kimi toplumsal hizmetler gönüllü kuruluşlarca yapıla gelmiştir. Türkiye'de bugünkü eğitim ve sağlıktan sorumlu devlet kuruluşlarının temelleri, Osmanlı döneminde kurulan vakıflara dek uzanır. Anadolu nüfusunun kozmopolit yapısı, din ve etnik kimlik çeşitliliği, merkezi idareyi, seçilmiş ve atanmış yerel idarecilere, vakıfların kurulması için geniş çaplı teşvikler vermeye yönlendirmiştir. Böylelikle, halka yönelik hizmetler, Selçuklu ve Osmanlı döneminde, vakıf adı verilen kuruluşlarca sağlanmıştır. İslam kaynaklı yardım geleneği ve dini yapısı ile harekete geçen vakıflar, yerel idarenin araçları olarak, merkezi idarenin yapamadığı veya etkisiz kaldığı durumlarda, toplumsal hizmetlerin yanısıra, altyapı hizmetlerini de sağlamıştır. Osmanlı döneminin medrese, cemiyet ve tarikatları, o dönemin sivil unsurları olarak ortaya çıkmıştır. Medreselere kaynak sağlayan vakıflar, büyük ölçüde devletten bağımsız olarak gelişmiştir. Ülkemizde son yıllarda sivil toplum kuruluşlarının etkinliği artmasına rağmen, kat edilmesi gereken çok yolumuz vardır. Sivil toplum kuruluşlarının evrensel olarak nitelendirilebilecek olmazsa olmaz kritik başarı faktörlerine göz atarsak önce amacı veya varoluş nedeni gelmektedir. STK' ların amacını açık ve net ortaya koyabilmesi ve bu amaç etrafında bağışçı ve gönüllülerini buluşturabilmesi, başarı için birinci koşuldur.Çoğu zaman başarısızlık nedeni olarak görülen kaynak yetersizliği aslında net olarak ortaya konamayan, pek çok konuyu da kapsasın diye geniş tutulan, amaç ifadelerinden kaynaklanmaktadır.Amaç sağlanmak istenen sosyal yararı açıklıkla ortaya koymalı ve bunu yapacak gücü ve iradeyi netlikle belirtmelidir. STK' ların hedef kitlesine sunduğu plan ve projeler de başarı için kritik bir faktördür.Kar amacı güden kuruluşların sunduğu mal ve hizmetler ne ise STK'ların sunduğu plan ve projeler de aynı değeri taşır.Kaynakların amaç doğrultusunda verimli kullanımını esas alan. Kabul görecek plan ve projelere sahip olmak bir STK'yı diğerinden ayıran en önemli özelliktir.Doğru bir araştırma ve tespit yapılmadan başlatılan ve iyi niyetle yürütülmeye çalışılan pek çok çaba bu eksiklik nedeni ile sonuçsuz kalmaktadır.

Bu plan ve projeler fark yaratan ve çarpan etkisi yaratarak toplumsal yararı büyüterek oluşturan projeler olmalıdır. Özgün projeler itibarı getirmekte, bu projeler için harcanan her kaynak topluma mislisi ile zaman içinde geri dönebilmektedir

STK'lar için diğer bir başarı faktörü insan unsurudur. Kurucuları, mütevelli heyetleri, yönetim kurulları, profesyonel kadrolar. Sivil toplum örgütlerinin kurucuları vardır. Bunların güvenilir olması, etkin çalışması ve yaptıklarıyla toplumda beğeni kazanması gönüllü ve bağış kazanımı açısından çok önemlidir.Sivil toplum kuruluşlarında lider konumunda olan insanların hem yönlendirici, hem de toplumda güvenilir bir kişiliğe sahip olmaları gerekmektedir.Başlangıçta liderin gücü ve saygınlığıyla yol alan sivil toplum örgütlerinin etkinliklerinin sürekliliği ancak kurumsallaşarak sağlanabilir. Aksi halde, lidere çok bağlı ve liderle özdeşleşen kuruluşlar o liderin sağlığına, ömrüne bağımlı hale gelirler.Buralarda lider ön planda olduğu için katılımcı bir yönetim çoğu kez sağlanamaz.Bu durumun sonucu STK' ların aleyhine işleyen sürecin başlangıcı olur. STK'ların beklenen hizmeti üretebilmesi yöneticisiyle, çalışanı ile ve üyesi ile yapılan faaliyet ve çalışmalara desteği ile mümkündür

>> TÜRKİYE' DE GELİŞMELER